Hayatım boyunca, keşke şu olsa diye başladığım çoğu cümlelerde ki özne zaman makinesi olmuştur. Hep bir şeyleri düzeltmek için yada kanıtlamak için istedim bunu. Hep uyudum, hep uyandım. Çoğu istediğimi yaptım, çoğunu yapamadım. Nice mutluluklar, nice üzüntüler yaşadım. Çok fazla sevdim, bir o kadar nefret ettim. Söyledim, duydum, ağladım, güldüm. Ama sanırım hiç bu kadar fazla dönmek istememişimdir geçmişe bu ara istediğim kadar. Geçmişte de farkındaydım çünkü, düzeltebilirdim. Elime çok fazla şans geçti. Bu bilinçli salaklığı düzeltmek istediğim kadar hiçbir şeyi düzeltmek istemedim başka.
Ha bir de şunu fark ettim gün itibariyle. Bugüne kadar yaptığım tüm sevgi ve aşk tanımlamaları yanlışmış. Yada benim için yanlışmış. Sonsuza kadar sürebilecek bir aşka hiç inanmadım. Sevgi öyle değil ama. O yüzden ben sevgiye inanıyorum. O yüzden, çook eski zamanlarda aşk zannettiğim o duyguyu açıklarken kullandığım ne varsa, yanlışmış. Belki başkaları da aşk der anlatsam. Ama değil biliyorum. Özellikle tek bir kişi için, içimde barındırdığım tüm duyguların ne olduğundan adım gibi eminim. Varsın herkes buna aşk desin, love desin ne biliyim ne derlerse desinler. Aşk ama öyle bir aşk ki, sevgililer de birbirine böyle bir sevgiyle bağlansalar, herkes son nefesini, bütün hayatını tek kişiyi sevmiş olarak, o kişinin kollarında verir.
Keşke aklımı okuyabilse de anlasa.
_________________________
Time, it needs time,
To win back your love again..
I will be there, I will be there.
Love, only love,
Can bring back your love someday.
I will be there, I will be there.
If we'd go again,
All the way from the start.
I would try to change,
The things that killed our love.
Your pride has built a wall, so strong,
That I can't get through.
Is there really no chance?
To start once again,
I'm still loving you...
p.s : bahsi geçen sözlerde "love" sevgi sözcüğünün karşılığı olarak düşünülüp yazılmıştır :)
Bide p.s 2 : aşk denen şeyin kafası götüne girsin inşallah. Nasıl bi cümle olduysa, O kadar sinirlendim işte. Aşk'mış. Lafı bile zarar, kodumun gereksiz laneti ya !
14 Ocak 2013 Pazartesi
Nevermore **
Size çok gerçek bir şey söylicem, tecrübeyle binbeşyüz kere sabittir.
Annem hep der ezelden beri, başkasına yaptığını ve başkasında hor gördüğün şeyi yaşamadan yada yapmadan ölmezsin. O yüzden birine bişey yaparken, bişey derken dikkat et kızım diye. Bu yaşıma kadar her başıma geldiğinde , evet bak yine oldu dedim ama daha sonrasında hiç dikkat etmedim. Her zaman da oldu. Bazen düşünce bile suçtur bu ilahi adalette. Ne ekersen onu biçersin demiş atalarımız. Var bir bildikleri, ciddiye almak lazım.
__________________________
Even valleys below, where the rays of the sun where so warm and tender ?
Annem hep der ezelden beri, başkasına yaptığını ve başkasında hor gördüğün şeyi yaşamadan yada yapmadan ölmezsin. O yüzden birine bişey yaparken, bişey derken dikkat et kızım diye. Bu yaşıma kadar her başıma geldiğinde , evet bak yine oldu dedim ama daha sonrasında hiç dikkat etmedim. Her zaman da oldu. Bazen düşünce bile suçtur bu ilahi adalette. Ne ekersen onu biçersin demiş atalarımız. Var bir bildikleri, ciddiye almak lazım.
__________________________
Even valleys below, where the rays of the sun where so warm and tender ?
12 Ocak 2013 Cumartesi
Hiç*lik - Hiç oldun mu hiç ?
Hiç, bir insanı unutmak,
bir insandan vazgeçmek,
bir insanı hayatından sonsuza kadar çıkartmak zorunda
kaldın mı hiç?
Hani ölmüş gibi,
...hani uzatsan da elini tutamayacağını bilmek gibi,
her an kapından içeri gülümseyerek gireceğini bekleyip
ama aslında hiç gelemeyeceğini de bilmen gibi.
Ne zor şey değil mi ölmediğini bilmek,
ama ölmüş gibi ulaşılmaz olması artık o insanın sana,
ne kadar katlanılmaz bir gerçek değil mi
sen hala bu kadar sevgili iken?
Özlemek,
bu kadar özlemek,
etini kemiğini yakarcasına özlemek…
çok kötü değil mi?
Bu kadar özleyip onu görememek,
ona dokunamamak,
onu işitememek,
artık sonunun “Pi” hali değil mi? Biliyorsun değil mi?
Ne kadar umutsuz bir arayıştır o,
kalabalık caddede geçen binlerce yüze bakmak
belki bir kez daha görebilmek için o yüzü,
belki biraz önce geçti bu kaldırımdan diye düşünmek,
belki şu an arkamda yürüyen insanların içinde bir yerde demek,
belki şu an üzerimdedir gözleri diye paranoyalar yaşamak,
ne zordur değil mi?
Ne kadar eritir insanı fark etmeden.
Sen de biliyorsun değil mi bunları?
Bir sinema koltuğunda sen de iki kişi gibi oturdun mu hiç?
Hiç iki kişi gibi zevk aldın mı bir konserden yalnız başına?
Güzel bir cafe keşfettiğinde,
güzel bir film seyrettiğinde,
güzel bir şarkı dinlediğinde,
güzellikleri oranında eksik kaldıklarını hissettin mi
paylaşamadığın için onunla.
Bir barın kalabalığında hiç yarım vücudunla sallandın mı ortada?
Hiç iki kişilik beyninle yarım insan olabildin mi?
Baktığında aynana sadece yüzünün bir yarısını gördüğün
oldu mu hiç?
Sana hayatındaki en büyük yoksunluğu yaşatan'dan
nefret edemediğin zamanlar oldu mu hiç?
Gözünün içine baka baka kolunu, bacağını kesen bir insanın yüzüne
sevgi dolu bir gülümseme ile bakabildiğin zamanlar
oldu mu hiç?
Hayatta inandığın bütün değerlerini altüst eden birisine
aşk şiirleri yazabildin mi?
Onu içinde korumanın seni yok etmek olduğu zamanlara
feda oldun mu hiç?
İçinde ağlayan çocuğa umut şarkıları söyleyemediğin,
özlemini,
susuzluğunu,
açlığını gideremediğin zamanlar oldu mu hiç?
Kanayan yarasını gördüğün,
ama merhem olamadığın zamanlar.
Gücünün,
hani o tanrısal gücünün,
bir çocuğun ağlamasını susturamayacak kadar olduğunu
gördüğün zamanlar
oldu mu hiç?
Hiiiiiiiç…
Hiiç…
hiç…
bir hiç…
Can Dündar-Alıntıdır

bir insandan vazgeçmek,
bir insanı hayatından sonsuza kadar çıkartmak zorunda
kaldın mı hiç?
Hani ölmüş gibi,
...hani uzatsan da elini tutamayacağını bilmek gibi,
her an kapından içeri gülümseyerek gireceğini bekleyip
ama aslında hiç gelemeyeceğini de bilmen gibi.
Ne zor şey değil mi ölmediğini bilmek,
ama ölmüş gibi ulaşılmaz olması artık o insanın sana,
ne kadar katlanılmaz bir gerçek değil mi
sen hala bu kadar sevgili iken?
Özlemek,
bu kadar özlemek,
etini kemiğini yakarcasına özlemek…
çok kötü değil mi?
Bu kadar özleyip onu görememek,
ona dokunamamak,
onu işitememek,
artık sonunun “Pi” hali değil mi? Biliyorsun değil mi?
Ne kadar umutsuz bir arayıştır o,
kalabalık caddede geçen binlerce yüze bakmak
belki bir kez daha görebilmek için o yüzü,
belki biraz önce geçti bu kaldırımdan diye düşünmek,
belki şu an arkamda yürüyen insanların içinde bir yerde demek,
belki şu an üzerimdedir gözleri diye paranoyalar yaşamak,
ne zordur değil mi?
Ne kadar eritir insanı fark etmeden.
Sen de biliyorsun değil mi bunları?
Bir sinema koltuğunda sen de iki kişi gibi oturdun mu hiç?
Hiç iki kişi gibi zevk aldın mı bir konserden yalnız başına?
Güzel bir cafe keşfettiğinde,
güzel bir film seyrettiğinde,
güzel bir şarkı dinlediğinde,
güzellikleri oranında eksik kaldıklarını hissettin mi
paylaşamadığın için onunla.
Bir barın kalabalığında hiç yarım vücudunla sallandın mı ortada?
Hiç iki kişilik beyninle yarım insan olabildin mi?
Baktığında aynana sadece yüzünün bir yarısını gördüğün
oldu mu hiç?
Sana hayatındaki en büyük yoksunluğu yaşatan'dan
nefret edemediğin zamanlar oldu mu hiç?
Gözünün içine baka baka kolunu, bacağını kesen bir insanın yüzüne
sevgi dolu bir gülümseme ile bakabildiğin zamanlar
oldu mu hiç?
Hayatta inandığın bütün değerlerini altüst eden birisine
aşk şiirleri yazabildin mi?
Onu içinde korumanın seni yok etmek olduğu zamanlara
feda oldun mu hiç?
İçinde ağlayan çocuğa umut şarkıları söyleyemediğin,
özlemini,
susuzluğunu,
açlığını gideremediğin zamanlar oldu mu hiç?
Kanayan yarasını gördüğün,
ama merhem olamadığın zamanlar.
Gücünün,
hani o tanrısal gücünün,
bir çocuğun ağlamasını susturamayacak kadar olduğunu
gördüğün zamanlar
oldu mu hiç?
Hiiiiiiiç…
Hiiç…
hiç…
bir hiç…
Can Dündar-Alıntıdır

11 Ocak 2013 Cuma
Don't try "so Hard" **
"...Ne kadar yakından ve arada uçurumlar,
İnsanlar,evler aramızda duvarlar gibi..."
[Cemal Süreya]
All right'
*With every single beat of my heart..
İnsanlar,evler aramızda duvarlar gibi..."
[Cemal Süreya]
All right'
*With every single beat of my heart..
7 Ocak 2013 Pazartesi
Geç(m)iyor zaman**
Bitenler, başlayanlar, gidenler, kalanlar, olanlar, olmayanlar, olduğunu savunup aslında hiç olmamış olanlar...
Kısır döngüye girmiş hayat. Hangisi gerçek hangisi yalan, hangisi ölüm hangisi yaşam çözemez olmuşuz adeta. Bildiklerimiz gördüklerimizle yer değiştirmiş, duyduklarımızı unutmuşuz. Gördüklerimiz gözümüzden kaçmış, söylediklerimize inanamaz olmuşuz.
Sebeplerimiz, sonuçlarımız, hatta bazen kaçışlarımız... Tutturmuşuz bir zaman, ha geçti ha geçecek. Bekleyişler sonumuza uzanmış haberimiz yok. Tâkat'imiz tak etmiş, kime sorsan hak etmiş, olmuş bitmiş, geçmiş gitmiş. Vedalar gelecek zamanda tükenmiş. Kalanlar gitmiş, gidenler unutmuş, unutulanlar üzülmüş, üzenler yüz üstü kalmış. Aslında herkes bi'yerlerde kalakalmış.
Caring about ourselves.
This is our last dance.
6 Ocak 2013 Pazar
Öyle işte *
"İnsan seviyorsa karşılık görmese bile herşeyden vazgeçip onunla uğraşır, uğraşmıyorsa sevmekten vazgeçmiş demektir!"
[Lois Aragon]
"Hiç kapıldın mı o hisse. Gitmek istersin hani, ama aynı zamanda da kalmak gelir içinden.."
[C. Palahniuk]
"Tek pişmanlığım kelimelerimi bile haketmeyen insanlara, saatlerce cümleler kurmaktır.."
[İ. Berk]
"Kimseyi kırmayayım diyorum, bir de bakıyorum kendim paramparçayım!"
[İlhan Berk]
"Kırık dökük olduğu halde çalışabilen tek şey, insan kalbidir.."
[M. Longston]
"Gitme! diyebilecek kadar güçlü olmalı insan. Çünkü, hiç kimse kaybettiklerini unutabilecek kadar güçlü değil.."
[V. Hugo]
"Bir kadın sana ağlayarak git diyorsa, yapman gereken tek şey kalmaktır."
[M. Longston]
"Tam unuttuğunu sanırsın, karşına çıkar tebessüm eder ve yine bağlar seni kendine. Yine inanırsın yalan olduğunu bilsen bile.."
[C. Süreya]
[Lois Aragon]
"Hiç kapıldın mı o hisse. Gitmek istersin hani, ama aynı zamanda da kalmak gelir içinden.."
[C. Palahniuk]
"Tek pişmanlığım kelimelerimi bile haketmeyen insanlara, saatlerce cümleler kurmaktır.."
[İ. Berk]
"Kimseyi kırmayayım diyorum, bir de bakıyorum kendim paramparçayım!"
[İlhan Berk]
"Kırık dökük olduğu halde çalışabilen tek şey, insan kalbidir.."
[M. Longston]
"Gitme! diyebilecek kadar güçlü olmalı insan. Çünkü, hiç kimse kaybettiklerini unutabilecek kadar güçlü değil.."
[V. Hugo]
"Bir kadın sana ağlayarak git diyorsa, yapman gereken tek şey kalmaktır."
[M. Longston]
"Tam unuttuğunu sanırsın, karşına çıkar tebessüm eder ve yine bağlar seni kendine. Yine inanırsın yalan olduğunu bilsen bile.."
[C. Süreya]
dimi ama ?
Öyle dalmışız ki düşlere, hayallerimiz paslanmış..
Gerçekler acı çekmiş, çektirmiş. Hayallerin pasını silme vakti geldi artık.Gece' aydınlanıyor, güneşin doğmasına az kalmış. Işıl ışıl yıldızlara emanet yağmalanmış duygular, kayan yıldızlara yüklenmiş düşler, birer birer düşüyorlar gökyüzünden.. Anlamları yıldızlara yüklenmiş her bir anı, giderek kayboluyor usul usul parlayan gün ışığında. Kızılla mavinin el ele tutuştuğu o yerde açıyorum gözlerimi.Hem gündüz varken geceye özlem neden ki ? Güneş varken aya özlem niye ? Mumları söndürmenin vakti geldi de geçiyor bile. Düşlerden uyanmanın vaktidir şimdi.
düşlerden uyanmanın
vaktidir şimdi.
________________________
düşlerden uyanmanın
vaktidir şimdi.
________________________
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


