cemal süreya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cemal süreya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ocak 2013 Pazar

Öyle işte *

"İnsan seviyorsa karşılık görmese bile herşeyden vazgeçip onunla uğraşır, uğraşmıyorsa sevmekten vazgeçmiş demektir!"
[Lois Aragon]

"Hiç kapıldın mı o hisse. Gitmek istersin hani, ama aynı zamanda da kalmak gelir içinden.."

[C. Palahniuk]

"Tek pişmanlığım kelimelerimi bile haketmeyen insanlara, saatlerce cümleler kurmaktır.."

[İ. Berk]

"Kimseyi kırmayayım diyorum, bir de bakıyorum kendim paramparçayım!"
[İlhan Berk]


"Kırık dökük olduğu halde çalışabilen tek şey, insan kalbidir.."
[M. Longston]

"Gitme! diyebilecek kadar güçlü olmalı insan. Çünkü, hiç kimse kaybettiklerini unutabilecek kadar güçlü değil.."
[V. Hugo]


"Bir kadın sana ağlayarak git diyorsa, yapman gereken tek şey kalmaktır."
[M. Longston]

"Tam unuttuğunu sanırsın, karşına çıkar tebessüm eder ve yine bağlar seni kendine. Yine inanırsın yalan olduğunu bilsen bile.."
[C. Süreya]


dimi ama ?

15 Mayıs 2012 Salı

**Ne kadar yakından ve arada uçurumlar..




Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni

Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Yalnız seni, yalnız senin gözlerini

Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
Ben artık adam olmam bu derde düşeli

Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki

Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki

Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri

Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
Bu böyle pek de kolay değil gerçi…

Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki

Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki

İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri..

[Sana Giden Yollar Kapalı - Cemal Süreya]

**Ne kadar yakından ve arada uçurumlar..




Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni

Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Yalnız seni, yalnız senin gözlerini

Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
Ben artık adam olmam bu derde düşeli

Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki

Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki

Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri

Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
Bu böyle pek de kolay değil gerçi…

Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki

Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki

İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri..

[Sana Giden Yollar Kapalı - Cemal Süreya]

28 Ocak 2012 Cumartesi

Carpe Diem ^^

‎"  İki şey: aşk ve şiir; Mutsuzlukla beslenir biri,biri ona dönüşür. "


Ne güzel demiş Cemal Süreya. Üstat bunu yazarken ne düşündü bilmiyorum ama benim okurken yaptığım çıkarım; mutsuzluk ile beslenen şey aşktır ve git gide şiire dönüşür. "Mutlu aşk yoktur" ne de olsa değil mi ? Aşkın varlığı yada yokluğu önce kanıtlanması gereken tabi ama var olduğunu kabul ediyorum. Fakat mutlulukla uzaktan yakından alakası yok bence. Karşılıksız aşk mutlu etmez mesela. Aksine mutsuzluğun babasıdır. Tabi bu mutsuzluğa alışma süreci geçtikten sonra insan mutsuzluğundan mutlu olmaya başlar o ayrı mesele. Bir sürü örnek var. Bildiğimiz, bilmediğimiz, gördüğümüz yada görmediğimiz binlerce örnek.. Çevremizde olanlar, geçmişten bugüne kadar gelen efsaneler, onlar, bunlar,şunlar.. Mutlu aşk olduğuna inanmıyorum kısacası. Sanırım Cemal Süreya da inanmıyordu. Bu denli aşk insanı olup da nasıl mutlu aşk olduğuna inanmaz bir insan değil mi ? Yanlış. İnsan, bazen hayatını inanmadığı şeylere adayabilir. Gayette mutlu aşkın varlığına inanmayan bir insan aşk insanı olabilir. Çünkü aşka aşıktır. Varyansların hiçbir önemi yoktur onun için. Aşka aşık olmak karşılıksız aşk kategorisine girer diye düşünüyorum. Bir aşkta mutsuzluk verebilecek şeyler arasında ilk 5'e de girer sanırım. Bir münazarada,doğru olmadığı bariz bir şekilde ortada olan bir konuyu savunmak gibi bir şeydir bu. Genel yargılar o şeyin yanlış olduğunu gösterir. Ama kazanmak için bütün yargıları saf dışı bırakmak zorundadır onu savunan kişi. Karaya ak demek gibi bir şey. Bilirsin o karadır. Ama onun ak olduğunu savunabilirsin. Tamamen gidişat ile alakalıdır. Hangi yoldan, hangi fikirden gittiğin ile alakalıdır. Sonunda kazansan bile o genel yargı değişmez. Sadece bir tür sihirbazlık yapmış olursun. El çabukluğu, göz yanılması gibi.. Kalp yanılmasıdır buda. Bütün hareketleri,sözleri ve olabilecek bütün fiilleri, aslında doğrusunu bildiğin yanlışı savunmak için birleştirirsin. Bakış açısı artık sadece o şekildedir. Sonuç mu ? Münazarada kazanabiliriz ama aşkta hayır. Her zaman ödül yoktur bu çabaların sonunda. Konu aşksa, ödül mutluluktur zaten. Mutlu aşk yoktur demiştim,  değil mi ? :) 
Peki bu kaçınılmaz sondan sonra ne mi olur ? Şair oluruz. Filozof olma yolunda ilerleriz. Depresyona gireriz. Efesin sponsor olduğu, dumanlı ve bol müzikli bir hayat geçirmeye başlarız. Bu süreç ne kadar sürer bilinmez, bünye meselesi. Fakat bildiğim bir şey var ki; aşk şiire dönüşmeye başladığı zaman hayata tek bir pencereden bakılıyor. Bütün renkli, cıvıl cıvıl hayallerin solmaya başladığı, aydınlığın git gide kararmaya başladığı,teması yağmurlu bir sonbaharı andıran bir hayat başlıyor. İstenen tek şey şiir ve yazılarla acımızı biraz olsun hafifletmek ve haykırmak oluyor. Bu duyguları bir daha nasıl yaşayabiliriz diye düşünmek ve git gide ümidi yitirmek oluyor. 



Bazen vazgeçmek gerekir. 
Bugün için.
______________________________________

Gather ye rose-buds while ye may, 
Old Time is still a-flying: 
And this same flower that smiles today, 
Tomorrow will be dying. 

23 Ocak 2012 Pazartesi

Cemal Üstat konuşunca susup dinleyeceksin **


Kadınlar susarak gider... Çok uzun emekler verir ilişkisini yürütmek için. Birinin kadını olmayı yüreği, beyni, ruhu o kadar zor kabul etmiştir ki, başka bir adama ait olmayı istemez. Erkek gibi, çorbanın tuzu eksik diye kavga çıkarmaz mesela, tam tersi, konuşmamız lazım der. Erkekler de en çok bu cümleye sinir olurlar. Ertelenir o konuşmalar, maç bitimine, yemek sonrasına ve daha birçok lüzumsuz şeyin ardına ötelenir. Kadınlar inatçıdır, hayata tutundukları gibi, aşklarına da sahip çıkarlar. Bu yüzdendir, "konuşup derdini anlatma isteği", karşı tarafı ikna edene kadar uğraşırlar. Sonunda pes eder adam, bir ışık görür kadın, tüm derdini paylaşır. Genellikle ne cevap alır? "Abuk sabuk konuşma!" Gereksiz ve saçma gelmiştir adama anlatılanlar, hiç de üstünde durmamıştır. Yine bir sıkıntı, tatmin edilemeden geçiştirilir ve adam gün gelip bunların kendisine ok gibi döneceğini bilemez. Bir kadın şikayet ediyorsa, ya da erkeklerin deyimi ile vıdı vıdı ediyorsa; erkek bilmelidir ki, o ilişkiden hala ümidi vardır kadının. Yürütmek, birlikte yaşamak, sorunları çözerek mutlu olmak istiyordur. Daha önemlisi, o adamı hala seviyordur


Kadın susarak gider! En önemli detaydır, erkeklerin hiç anlayamadığı durum işte bu kadar basittir. O gün gelene kadar konuşan, kavga eden, tartışan kadın, kendini sessizliğe vermiştir. Ne zaman ümidini o ilişkiden kestiyse, o zaman sevgisi de yara almış demektir. Yüreğindeki bavulları toplamıştır, kafasındaki biletleri almış ve aslında bedeni orada durarak, ilişkiden çıkıp gitmiştir. Kadın, gerçekten gitmişse, çok sessiz olmuştur ayrılışı, kimse hissetmeden, kapıları vurup kırmadan gitmiştir. Her akşam eve geldiğinde, kapının açıldığını gören adam anlamaz ama bir kadın sessizce gider. Ne mutfağında yemek pişiren, ne yan koltukta televizyon izleyen, ne gece ruhunu kenara koyarak yatakta sevişmeye çalışan kadın, artık o kadındır. Bir kadının çığlıklarından, kavgalarından korkmamak gerekir, çünkü kadının gidişi sessiz ve asildir.


Cemal Süreya - Kadınlar Susarak Gider




Karşı cinsi,kendi cinsinden daha fazla anlayabilen yüce insan,büyük üstat Cemal Süreya ! 


_______________________________


Gitmek yenilmek değil, kazanmakta.. Gitmek, gitmektir işte.. Hepsi bu !

17 Ocak 2012 Salı

Aşkımı edebiyatla süslerdim. Farkettim ki edebiyatı bile süsleyen aşk..wait fot it.."mış"..

Tüm bu edebiyat şeyleri bana çok boş gelmeye başladı. Takıntılı olduğum şeylere rastlayınca hala etkileniyorum ama eskisi gibi günlerce oturup Cemal Süreya bile okumuyorum.(Alıntılara devam ederim, hiç acımam)  Müzik dinlemekte bunun bir parçası. Hepsinden sıkıldım. Aslına bakacak olursak her şeyden sıkıldım. 10 gün öncesine kadar bana güzel gelen ve zevk aldığım her şeyden hatta güzel gelmeyenlerden bile sıkıldım. Neden sıkıldım sorusuna cevap bile veremiyorum üstelik. Herkes öğüt veriyor yada "titre ve kendine gel" modunda atarlanıyor. Ondan da sıkıldım. Sırf bitsin diye dinliyor gibi yapmaktan da sıkıldım. Hatta hiç konuşmaya başlamasınlar diye gülümsemekten sıkıldım. Ne demiş Cemal Süreya: "Neden durgunsun sorusuna cevap aramaktan.... ve bunu sormasınlar diye gülümsemekten yoruldum." Belki biraz klişe bir söz oldu artık ama çok doğru. Bu ara beni en çok sıkanlar, en yakınımdakiler ve sonuç hep aynı ; "Senin iyiliğin için.." Ama ben bunu zaten biliyorum. Açıkçası olay şu; Bana bir iyilik yapın ve ben kendime gelene kadar beni rahat bırakın.. İşte her zaman diyemiyorsun böyle. Hele anne babaysa.. Benimkiler zaten sınırdalar, yanardağı ateşlemenin lüzumu yok. 


"Başka türlü bir şey benim istediğim, ne ağaca benzer ne buluta.."


Sen bakma bu kadar hüzünlü şeyler yazdığıma, ben çok gülerim. Ve gülerken hiç kimse yalan olduğunu anlayamaz. [Cemal Süreya]


__________________________


Kind of weird things.^^


Hidin' behind tears.
Hidin' behind words.
Hidin' behind all of them.


Fcuk.

17 Eylül 2011 Cumartesi

Ah şu papatya falları**

Şarkılar bile aleyhime sanki. Her radyo açışında insan aynı şarkıyı duyar mı ? Hayır yani Sezen abla 3 yıl sonra albüm çıkaracağın tuttu anladık da neden şarkılar bu kadar manidar ? Hadi şarkıları geçtim. Peki ya Joytürk'e ne demeli ? Her şarkıdan sonra bana onu hatırlatmak zorunda mı ? Ben yeterince hissediyorum zaten senin demene ne gerek var. Hadi bunlara alıştık. Ya yıldızlara ne demeli ? Neye meydan okur gibi duruyor orada en parlağından ? Ben mutlu mesut yaşatmak istiyorum onu kalbimde. Neden içime hüzün dolduruyorsunuz ki hepiniz birden. 


Nerede , ne yapıyor bilmeden sürekli aynı sevgiyle hissetmekte kolay iş değil, takdirimi de isterim. Bilmiyorum belki de telepatimize güveniyorum. Sürekli aynı şeyleri hissederdik. Belkide o da bu ara benim onu özlediğim kadar beni özlemiştir, o yüzden aklımdan çıkmıyor. Yada ben kendi kendime düşünüyorumdur. Kendi kendime yaptığım eylemlerde sınırları zorluyorum zaten. Kendi kendine konuşmayı, yazışmayı falan geçtim, şimdide kendi kendine telepati çıktı başıma. Ama haksız da sayılmam. Hayal dünyamda yaşıyorum bu bir gerçek. Ama o dünya olmasa yaşayamam ki... Kendimi çok küçük bir anlık ta olsa mutlu etmek için güzel şeyler düşünüyorum daha sonra gerçeğin o soğuk yüzü her zaman çarpıyor yüzüme. Her şeyi kendi kendime yaşadığım aklıma geliyor. Hiç bir zaman karşılıklı yaşayamadım zaten ama artık çok daha fazla korkuyorum "Aşk"ları karşılıklı yaşamaktan. Çünkü aslında öyle olmadığını biliyorum. Hep aynı şey olmazdı yoksa. Bencillikte edemiyorum ki. Bensiz mutluysa mutlu olsun yani. Ama işte hep kendi kendimi bu hale getiriyorum. Gururunu yıkmaktansa beni yıkan insanlara değer verdim hep. Ama ben yine hep aynı pollyannayım. Böyle olmasam hayat nasıl geçer. Bunca acı gerçekle nasıl yüzleşilir ? Otururum ay ışığının altında, yakarım sigaramı, açarım Sezenim'i dinler dinler hayallere dalarım. Böyle de mutluyum. Bak yine Nazım baba geldi aklıma.. " Sensiz de yaşarım, ama senle bir başka yaşarım. "  Onsuz yaşayacağım hiç aklıma gelmezdi tabi önceden. Şimdide Sezenden geldi aklıma; " Yalnızlaşmışız iyice, üstelikte alışmışız. Hiç beklentimiz kalmamış dosttan bile.." Ama en güzeli de bu değil midir zaten ? Ne kadar az beklenti o kadar az yıkıntı. Kendi beklentilerini kendi hayal dünyanla karşılayabiliyorsan senden mutlusu yok. O zaman buradan vardığımız sonuç benden mutlusu yok. (Hassssssiktir lan!) Neyse sayın kendim. Diyeceğim o ki tut kendini. Ne yap ne et tut ! Bunca zamandır seni düşünmeyen bir insan seni , senin onu sevdiğin kadar seviyor olamaz. Varsın o olmasın. Yaşa sevgini de , aşkını da , her bişeyini de içinde. Daha az kırılır, daha az üzülürsün. Olmayacak nedeni, gelmeyecek gideni bekleme ! İçinde oldur, tüm olmayacakları. En temizi be.


Neden şarkılar hep onu hatırlatıyor ?
Neden tüm tabiat ondan bahsediyor ?
Bir insanın özlemi içimizi nasıl bu kadar çok yakabilir ?
Biz böyle sevmeyi nereden öğrendik ? 


Sakın tut'ma ellerimden. 
Bir kere daha değersen yüreğime,ölene kadar bırakmam !
________________________________


Yalnız aşkı vardır aşkı olanın, ve kaybetmek daha güç bulamamaktan. Sen yüzüne sürgün olduğum kadın, kardeşim olan gözlerini unutmadım.

2 Eylül 2011 Cuma

Sahi Düş'ündüm de **

İcat edilmiş ve icat edilecek bütün kesici, delici aletler; kenarı kırık bir düş kadar derin yara veremez insana.

...
Şimdi işin yoksa,
Kendini kaldırımlarla kıyasla.
Yine basıp geçsinler suratına
Yine dudaklarını kıpırdatama
Eh, tabii mekân yine Moda.
Ki zaten,
Bir Barış Manço yakışırdı,
Bir de sarı sonbahar,
Moda’ya.
Ha unutmadan,
Bir de Cemal Süreya.
...

_________________________________________________________________________________________________

Sen bana yalan söyledin.
Senin doğurduğun bir cümle,
Büyüdü, eli bıçak tuttu,
En erotik yerinden bıçakladı aşkı.
Aşk bağırdı sessiz bir komedi filminin
En gürültülü kahkaha efekti gibi
Aşk biraz da Şarlo'ya özenirdi
Sen kanlı festivallere ön grup olarak
Şehre geldiğin vakitlerde.


Morfinsiz çekilen "Düş" Sancıları - Alıntıdır
[Batuhan Dedde]

26 Mayıs 2011 Perşembe

Bu işler bir öyle bir böyle ^^

Şiir yazmayı,okumayı,dinlemeyi,çeşitli şairlerle ilgili araştırma yapmayı çok seven bir insanımdır. Başta Cemal Süreya olmak üzere sık sık şiir okumaya çalışırım. Hatta her hangi bir yerde duyduğum zaman da içimde tuhaf bir kıvılcımlanma olur adeta. Ama bugün bir başka.. Özellikle Cemal Süreya beni çok bunaltıyor. Hatta bir döneme ait hatırladığım her şey çok bunaltıyor. 

Cemal Süreyanın - Sana giden yollar kapalı şiiri favorilerimdendir. Çok severek dinlerim de söylerim de. Fakat bugün başka. Hatta sanıyorum ki bundan sonra da başka olacak. Yine tek dert beyin işte. Ah bir unutabilsem. Ah.. Eskiden yapınca mutlu olduğum şeyler bana şuan acı çektirmese, hayat daha güzel bir yer olabilir diye düşünüyorum açıkçası. Ama ne şarkıların,ne şiirlerin,ne de kaderin hiç bir suçu yok bu işte. "O"nun da bir suçu yok hatta. Tek suçlu benim. Kim sana dedi ki hatıralarını kâbusa dönüştür diye. Çek şimdi ceremesini. As suratını mal mal, hüzünlen,acı çek. Geber amk. 

Üstadın o canım şiiriyle bitirip "mission complete" yapmak istiyorum :)

Biliyorum sana giden yollar kapalı,
Üstelik sende hiçbir zaman sevmedin beni,
Ne kadar yakından ve arada uçurumlar,
İnsanlar,evler aramızda duvarlar gibi..
Uyandım uyandım hep seni düşündüm,
Yalnız seni,yalnız senin gözlerini,
Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım,
Ben artık adam olmam bu derde düşeli.
Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya,
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki.
Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi,
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği.
Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki.
Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor,
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini.
Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri.
Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım,
Bu böyle pek de kolay değil gerçi…
Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki
Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki
İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:
Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu,
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri....

12 Mayıs 2011 Perşembe

Hissettiğim ilk şey,çoğu zaman gerçek olan şey olmuştur.

Pollyanna olmamdan kaynaklanan bir durum sanıyorum ki , gerçeği görsem de hep bir başka çıkış yolu aradım. Hep başka bir gerçek aradım. Bir kez olsun beni mutlu edecek bir gerçek aradım. Ama içten içe gerçekleri hep biliyordum. Kalbim kendi yalanlarıma inanır,beynim inanmazdı. Kendi uydurduğum masallarla,beynimde kurgular yapıp onları yaşardım kendi dünyamda. Ama sonuçta hep talihsizlik olacağını bilirdim. Umut fakirin ekmeği demişler, o misal yaşadım hep. Ama olmuyor işte ! Hiç olmadı , hiç bir zaman da olmayacak.  Anlatmak istediğimi tam anlatabildim mi bilmiyorum ama cümle kuramaz oldum bu konuda artık. Daha ne konuşayım ne yazayım ki ? Her şey ortada. Ne demiş Cemal Süreya : 

"Biliyorum sana giden yollar kapalı,
Üstelik sende hiç bir zaman sevmedin beni..."

Bu öyle bir şey değil tabi. Öyle derken neyi kastediyorum onu da bilmiyorum ki. Bu kadar uzun süren aşk olmaz arkadaş ya. Eskiden anlatabileceğim insanlar vardı anlatırdım. Ama onlar da kalmadı ki artık. Derdimi anlattığım insanlar bile yok oldu sen yok olmadın be derdim ! Ne diyeyim ben sana daha..  O zaman Atilla İlhan diyelim..

"Gözlerin gözlerime değince , felaketim olurdu ağlardım..
Beni sevmiyordun bilirdim,bir sevdiğin vardı duyardım..
Çöp gibi bir şahıs ip ince, hayırsızın biriydi fikrimce,
Ne vakit karşımda görsem,öldüreceğim den korkardım,
Felaketim olurdu ağlardım.."