Tüm bu edebiyat şeyleri bana çok boş gelmeye başladı. Takıntılı olduğum şeylere rastlayınca hala etkileniyorum ama eskisi gibi günlerce oturup Cemal Süreya bile okumuyorum.(Alıntılara devam ederim, hiç acımam) Müzik dinlemekte bunun bir parçası. Hepsinden sıkıldım. Aslına bakacak olursak her şeyden sıkıldım. 10 gün öncesine kadar bana güzel gelen ve zevk aldığım her şeyden hatta güzel gelmeyenlerden bile sıkıldım. Neden sıkıldım sorusuna cevap bile veremiyorum üstelik. Herkes öğüt veriyor yada "titre ve kendine gel" modunda atarlanıyor. Ondan da sıkıldım. Sırf bitsin diye dinliyor gibi yapmaktan da sıkıldım. Hatta hiç konuşmaya başlamasınlar diye gülümsemekten sıkıldım. Ne demiş Cemal Süreya: "Neden durgunsun sorusuna cevap aramaktan.... ve bunu sormasınlar diye gülümsemekten yoruldum." Belki biraz klişe bir söz oldu artık ama çok doğru. Bu ara beni en çok sıkanlar, en yakınımdakiler ve sonuç hep aynı ; "Senin iyiliğin için.." Ama ben bunu zaten biliyorum. Açıkçası olay şu; Bana bir iyilik yapın ve ben kendime gelene kadar beni rahat bırakın.. İşte her zaman diyemiyorsun böyle. Hele anne babaysa.. Benimkiler zaten sınırdalar, yanardağı ateşlemenin lüzumu yok.
"Başka türlü bir şey benim istediğim, ne ağaca benzer ne buluta.."
Sen bakma bu kadar hüzünlü şeyler yazdığıma, ben çok gülerim. Ve gülerken hiç kimse yalan olduğunu anlayamaz. [Cemal Süreya]
__________________________
Kind of weird things.^^
Hidin' behind tears.
Hidin' behind words.
Hidin' behind all of them.
Fcuk.
can yücel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
can yücel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
17 Ocak 2012 Salı
22 Ekim 2011 Cumartesi
Kayb/Katl-edilen duygular**
Konuya direk giriyorum. Edebiyat süsleme yapamayacağım bu sefer. Hani derler ya; "Aşk ne zaman biter biliyor musun? Bitti dediğinde yüreğin sızlamıyorsa.." Bence bu söz çok doğru. Ne zaman "bitti, bu son!" desek de, aslında "hadi, devam ettirmeye çalış" demek isteriz. Karşımızdakinden bir umut, bir kıvılcım bekleriz. Unutmaya çalıştıkça hatırlar, çırpındıkça batarız. Aşk zaten "ilişki" değildir. Aşk , iki kişiye ihtiyaç duymaz. Belki saçma gelecek ama bence aşk, kişinin kendi duygularıyla alakalı bir şeydir. O yüzden, bitti! bu sondu! bir daha olmaz! gibi laflarla ne kadar kendimizi kandırsak da, aslında daha iyi bir hal almasını canı gönülden isteriz. Aşk kırılmıştır sadece öyle durumlarda, bitmemiştir. Çünkü bitti diye hıçkıra hıçkıra ağlarken, aslında o aşkın bıraktığı acıya bile aşık olduğumuzun kanıtıdır bu. Böyle bir duyguyu da bitirmeye kolay kolay hiçbir şeyin gücü yetmez açıkçası. Öyle; "sen bana neden bunu dedin?" gibi saçmalıklarla bitecek bir şey değildir aşk. Gel gelelim aşk'ın asıl bitişine. O sözü kim demiş ise çok doğru demiş bence. Aşk;bitti dediğinde için sızlamıyorsa bitmiştir. Önünde çıkmaz sokaklardan başka bir şey kalmamışsa, artık -her zamankinden farklı olarak- o'nunla konuşmak istemiyorsan, hakkındaki her şeyi anlatmak istediğin tek kişi o değilse, onu görmeyi acı çekmemek için değilde gerçekten görmek istemediğin için istemiyorsan bitmiştir.
Fakat bu durum nefrette değildir. Aslında bu tarz durumlarda nefret, aşkı da içinde barındırır. Nefret bitmediyse, aşkta bitmez. Artık o'na karşı nefret bile duymuyorsanız bitmiştir. Sizin için sokaktaki her hangi bir insandan farkı kalmamışsa bitmiştir. Sosyal ağlarda, nereye ne yazdığını merak etmiyorsanız bitmiştir. Bütün aşık olduğunuz süreçte, ondan gelecek bir mesaj bütün sıkıntılarınızı silerken, acaba bir sonraki mesajında hangi kelimeleri kullanacak diye beklerken, artık ondan mesaj gelmesini bile istemiyorsanız bitmiştir. Neden bittiğini ona açıklamak bile size yorucu geliyorsa, anılar bile göz yaşartmıyorsa -gerçekten ama gerçekten- bitmiştir.
Bu raddeye gelene kadar yaşadığınız hisler, size dünyada sadece o varmış gibi düşündürür. Aşkın biteceğini düşünmek acı verir. Çünkü sizi hayata bağlayan tek şeyi kaybedeceğiniz hissine kapılırsınız. Ama bu süreç tamamlandıktan ve aşk bittikten sonra, aslında hayata tutunmak için yüzlerce hatta binlerce sebebiniz olduğunu görürsünüz. Hayatta ondan başka konuşacak daha güzel konular olduğunu, mutlu olmanın acı çekmekten çok daha güzel olduğunu, bir hiç uğruna kendinizden ödün vermemeniz gerektiğini anlarsınız. Bir zamanlar, "onu kaybedersem hiçbir şeyim kalmaz" diye düşündüğünüz insan, aşk bittikten sonra "aslında ne çok şeyi onun yüzünden kaybetmişim" dedittirecek kadar köreltir insanı. Hani derler ya; "hayatta hiç kimse için ağlamaya değmez, ki zaten seven ağlatmaz" Evet biraz klişe duvar yazısıdır ama doğru değil mi? Sizin aşkınızın bitmesine sebep olacak kadar çok acı çektirmiş bir insan için, hiçbir şeyi feda etmeye değmez. Gözyaşlarınız da buna dahildir. Bütün bunları anlarsınız, evet. Umurunuzda olmaz artık, bitmiştir de sinir bozan bazı düşünceler bırakmıyor da değildir tabi.Çok kızarsınız aklınıza geldikçe. O kadar değerin karşılığı bu muydu dersiniz. Dünyalara değişmeyeceğim o hislerimi bana nasıl kaybettirdi dersiniz. "Bir daha tekrar nasıl hissederim ben aynı hisleri?" dersiniz. Çok zor gelir. İmkansız gelir. Tekrar o hisleri yaşamak, hele ki başka bir insanla yaşamak çok ütopik gelir. Bunları düşündükçe içinizde öyle bir öfke olur ki.. Bütün bunlara değmeyecek bir insan, nasıl olur da elimden "aşk" kadar müthiş bir duyguyu alabilir ? Ne hakkı var ? Bunları düşünüp düşünüp sinirden deliye döner, daha sonra aslında onun bu işte hiçbir suçu olmadığını istemeyerek de olsa kabul edersiniz. Çünkü gerçekten öyledir. O vakit Allah'a havale edip, bütün bu sinir bozucu düşünceleri de düşünmeyi bir kenara bırakıp, zararın neresinden dönülse kâr'dır mantığı işlemelidir.
Ölmüştür o çünkü. Kalbinizin sevmeye yarayan bölümünü de kendiyle birlikte toprağa gömmüştür. Zaten bu saatten sonra o kısmı alsın, müsait bir zamanında kalbine(!) soksun dimi ? Boşverin öfkeyi, üzüntüyü, geçmişi. Güzel günler var gelecekte. Ha gayret !
"Bir gün kaldığın yerden başlayacaksın,
Biri seni bulacak.
Önce korkacaksın eski acılara yakalanmaktan..
Biraz ürkeceksin!
Ne kadar dirensen de nafile!
İnsansın sonuçta, seveceksin..
Eski acılara bakıp da küsme sevdalara...
Gâvura kızıp da oruç bozulmaz!
Sök at kafandan acaba'ları.!
Bir kemik aynı yerden iki defa kırılmaz..."
___________________________________________
Can baba ne güzel de demiş. Ha gayret !
Fakat bu durum nefrette değildir. Aslında bu tarz durumlarda nefret, aşkı da içinde barındırır. Nefret bitmediyse, aşkta bitmez. Artık o'na karşı nefret bile duymuyorsanız bitmiştir. Sizin için sokaktaki her hangi bir insandan farkı kalmamışsa bitmiştir. Sosyal ağlarda, nereye ne yazdığını merak etmiyorsanız bitmiştir. Bütün aşık olduğunuz süreçte, ondan gelecek bir mesaj bütün sıkıntılarınızı silerken, acaba bir sonraki mesajında hangi kelimeleri kullanacak diye beklerken, artık ondan mesaj gelmesini bile istemiyorsanız bitmiştir. Neden bittiğini ona açıklamak bile size yorucu geliyorsa, anılar bile göz yaşartmıyorsa -gerçekten ama gerçekten- bitmiştir.
Bu raddeye gelene kadar yaşadığınız hisler, size dünyada sadece o varmış gibi düşündürür. Aşkın biteceğini düşünmek acı verir. Çünkü sizi hayata bağlayan tek şeyi kaybedeceğiniz hissine kapılırsınız. Ama bu süreç tamamlandıktan ve aşk bittikten sonra, aslında hayata tutunmak için yüzlerce hatta binlerce sebebiniz olduğunu görürsünüz. Hayatta ondan başka konuşacak daha güzel konular olduğunu, mutlu olmanın acı çekmekten çok daha güzel olduğunu, bir hiç uğruna kendinizden ödün vermemeniz gerektiğini anlarsınız. Bir zamanlar, "onu kaybedersem hiçbir şeyim kalmaz" diye düşündüğünüz insan, aşk bittikten sonra "aslında ne çok şeyi onun yüzünden kaybetmişim" dedittirecek kadar köreltir insanı. Hani derler ya; "hayatta hiç kimse için ağlamaya değmez, ki zaten seven ağlatmaz" Evet biraz klişe duvar yazısıdır ama doğru değil mi? Sizin aşkınızın bitmesine sebep olacak kadar çok acı çektirmiş bir insan için, hiçbir şeyi feda etmeye değmez. Gözyaşlarınız da buna dahildir. Bütün bunları anlarsınız, evet. Umurunuzda olmaz artık, bitmiştir de sinir bozan bazı düşünceler bırakmıyor da değildir tabi.Çok kızarsınız aklınıza geldikçe. O kadar değerin karşılığı bu muydu dersiniz. Dünyalara değişmeyeceğim o hislerimi bana nasıl kaybettirdi dersiniz. "Bir daha tekrar nasıl hissederim ben aynı hisleri?" dersiniz. Çok zor gelir. İmkansız gelir. Tekrar o hisleri yaşamak, hele ki başka bir insanla yaşamak çok ütopik gelir. Bunları düşündükçe içinizde öyle bir öfke olur ki.. Bütün bunlara değmeyecek bir insan, nasıl olur da elimden "aşk" kadar müthiş bir duyguyu alabilir ? Ne hakkı var ? Bunları düşünüp düşünüp sinirden deliye döner, daha sonra aslında onun bu işte hiçbir suçu olmadığını istemeyerek de olsa kabul edersiniz. Çünkü gerçekten öyledir. O vakit Allah'a havale edip, bütün bu sinir bozucu düşünceleri de düşünmeyi bir kenara bırakıp, zararın neresinden dönülse kâr'dır mantığı işlemelidir.
Ölmüştür o çünkü. Kalbinizin sevmeye yarayan bölümünü de kendiyle birlikte toprağa gömmüştür. Zaten bu saatten sonra o kısmı alsın, müsait bir zamanında kalbine(!) soksun dimi ? Boşverin öfkeyi, üzüntüyü, geçmişi. Güzel günler var gelecekte. Ha gayret !
"Bir gün kaldığın yerden başlayacaksın,
Biri seni bulacak.
Önce korkacaksın eski acılara yakalanmaktan..
Biraz ürkeceksin!
Ne kadar dirensen de nafile!
İnsansın sonuçta, seveceksin..
Eski acılara bakıp da küsme sevdalara...
Gâvura kızıp da oruç bozulmaz!
Sök at kafandan acaba'ları.!
Bir kemik aynı yerden iki defa kırılmaz..."
___________________________________________
Can baba ne güzel de demiş. Ha gayret !
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

