hayat aslında basittir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hayat aslında basittir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Haziran 2012 Cuma

bütün mümkünlerin kıyısında**

Hayat bazen olması gerektiği gibi olmuyor ne yazık ki.. Sadece olduğu gibi işte. Olmasını istediğimiz o kadar çok şey var ki..yada olmamasını istediğimiz. Ama ne yazık ki bilinen bir gerçek olan, evrenin biz bakarken soyunamaması her işimizi zorlaştırıyor. Evrenin biz bakarken soyunamıyor olması, zararımıza olan en büyük şey bence. Bütün mümkünlerin kıyısında çırpınmaktan başka bir şey gelmiyor elimizden. Ha oldu ha olacak diye kurduğumuz bütün hayaller, yaptığımız bütün planlar, biz ne zaman olduğunu bile fark edemeden hayatımızı değiştiriyor. Eskiden sıkıntı veren haller, lüksmüş gibi gelmeye başlıyor adeta. 

Bir yolu olmalı biliyorum, olmak zorunda. Belki bugün belki yarın ama olmalı. 


Her şey daha güzel olsun.
Hiç olmadığı kadar..




Bütün sıkıntılar uykularımızın ırzına geçerken, birbirimizin moralini bozmaya lüksümüz yok bizim


Sana diyorum, evet !



sevilen dizeler*

ve benim hiçliğime katık nörotik düşlerim vardı
ve kendi gölgemde kuruttuğum ağaç dalları
ve çıldırışlarım çeyizliklerin kadardı..
içi dar
ve sen sende var mısın şimdi,
bende kaldığın kadar ?





çünkü hayat olduğu gibidir,
olması gerektiği gibi değil.



birilerine p.s : (gündüz uyudum malum, sıkıntıdan bunlar.)

24 Aralık 2011 Cumartesi

Birden gelir kış fark etmessin..


Çok değiştik aslında.. Hayat bize resmen acılar verip, üstü kalsın dedi. Büyüdük,olgunlaştık,canımız yandı,ağladık,sızladık,bir daha yaşayamayacağız sandık belki de. Ama yaşıyoruz işte hala. Her acının bir nedeni vardır ya, gerçekten de öyle. Üstümüzden tüm anılarla dolu kimliğimizi alıp, acılarla dolu yerlere götürür bazı şeyler. Zordur. Çok zordur. 

Bazen zor gelen şeyin ne olduğunu bile fark edemeyiz. Sadece zordur. O acıları yaşayıp yaşamamak istediğini bile bilemezsin. Hangisinin daha fazla acı verdiğini yada hangisini yaşamanın daha umut dolu olduğunu. Kahrolursun ama bilemezsin. Seçtiğin hayatı yaşar, seçtiğin acıyı duyar ama hiç bir zaman seçtiğin çözümü uygulayamazsın. Yüzeysel olur belki, evet ama en ufak bir darbede hemen açılır yaran. Derinleşir. Bastırdığın tüm duygular yüzeye çıkar. Bununla da kalmaz yarana tuz basarlar. Böyle sürüp gider işte. He tabi, arada mutluluklar elbet vardır. Ama biteceğini bildiğini düşünmek bile bitmesi için geçerli bir durumdur. 


Kaçırırsın hayatı..




18 Aralık 2011 Pazar

Ben de senin kadar gerçekleri görüyorum !

Sorunun nerede olduğunu anladım. Sezen abla saolsun anlamama yardım etti yine.. 


"İnsan acılarla kıvransa da
Ve o aşkta bir daha doğsa da
Dünyasını yeniden kursa da
Düşler ve gerçekler ayrı ayrı yaşar"


Burada hata yapmışım. Düş ve gerçekleri aynı kefede yaşatmaya çalışarak hata yapmışım ben. İkisine de gözümü yumacak kadar çok bağlanamamışım. Bağlanmak nedir ki zaten ? Gözünü karartacak kadar çok bağlanmak aşk değil midir ? Ama ben kurduğum o güzel düşe aşıktım. Gerçekler bile onun önüne geçemezdi. Neden olmadı yine? Gerçekler yüzünden değil mi.. Onun da beni sevmediği gerçeği aşkımın önüne geçti. Peki soruyorum şimdi Sezen abla, bu duruma uygun bir şarkın da var mı acaba ?


"Hayat bazen öyle insafsız ki,küçük bir boşluğundan yakalar.Hissettirmez en zayıf anında,seni ta yüreğinden yaralar.."


"Bir düş kurdum,düşlerimde. Hem huzurlu hemde huzursuz küçük bir dünya. Zaman her şeyi yıktı geçti. Ne gerçek kaldı ne rüya.."
______________________________________


Olsun demekte zor artık,
Çocuk düşlerimiz yok artık.

19 Kasım 2011 Cumartesi

Bazı yalanlar **

Bir gün sadece seninle açık açık konuşabilmek için, gerçek olan ne varsa öğrenmen/öğrenebilmek için, bokunu çıkarana kadar içip, sarhoş olacağım. Sonra hatırlamamak falan umurumda bile değil. Düşündüm de hiçbir şey umurumda değil. Tek umurumda olan şey bu ara, "Seni köpek gibi sevmişken, ne yaparsan yap yanında olmaya çalışırken neden hala beni istemiyorsun ? " 


Nasıl oldu bilmiyorum ama ilk defa sorabildim,"neden beni istemiyorsun" diye.. Ya gözlerin de; "yok öyle bir şey" desin, ya da sende deme. Bir kez olsun gerçekleri söyle.


-Suçluydum, güneşe çıplak elle dokunmam lazımdı. Kalbimle dokundum.
-Suçlusun,ama yinede her gece düşlerimde yıldızlara dokunuyorum, yetmez mi ?


Senden nefret ediyorum.


Öptüm sevdiğim,
Gözlerinden...


Bonus şarkı :


Yorgun görünüyorsun, biraz uzan istersen, 
Sever gibi yapma artık, daha henüz vakit varken 
Birkaç yaralı ruh, birkaç bira şişesi, 
Elimizde bunlar var, mutlu olmaya yetmezki,Aşkkk. 
Yalanlarımız güzel, inanması zevkli, 
Bir şey sevmeye değerse ölmeye de değer mi? 
Birkaç uyku hapı, birkaç kıskançlık krizi 
Elimizde bunlar var, mutlu olmaya yetmezki, 
Mutlu olmaya yetmezki, 
Mutlu olmaya yetmezki.. Aşk.. 
Bazı yalanlar güzel, 
Bazı gerçekler acıymış. 
Bazı ölümler uzun, 
Bütün hayatlar kısaymış... 
Çalışmış kaybetmiş, koşmuş yorulmuştuk. 
Birbirimize içmeden dokunamaz olmuştuk. 
Bikaç kalp ağrısı, 
Birkaç imdat çağrısı, 
Elimizde bunlar var. 
Mutlu olmaya yetmez ki...


23 Eylül 2011 Cuma

Hayat/ta (u)mutlu olamayız bu gidişle- di mi Hayat ?

"Hayat çok acımasız" 'dan dem vururuz sürekli değil mi ? Dertler,sıkıntılar geldiği zaman hep üst üste gelir. Can yakar, umutsuzluğa yöneltir,yorar. Bizde Serdar Ortaç önderliğinde "Hayat beni neden yoruyorsun" diye sorar dururuz. Suçu hep hayata atarız. Yaşamak zor deriz. Çünkü kolay olan budur. Kendini, bizim savunabildiğimiz şekilde savunamayan bir şeye suç atmak en kolayıdır. Halbuki hiç düşünmeyiz, acımasız olan hayat mı yoksa bizler miyiz diye. Yormak,üzmek ve acı çektirmek konusunda,değil hayat, hiçbir şeyin insanlar kadar başarılı olabileceğini sanmıyorum. Nasıl bencil bir türüz ki yarattığımız onca karmaşanın suçunu , içinde bunca güzelliği barındıran bir mucizeye atabiliyoruz ? Sanki hayat bizden çok mu memnun ? Mesela ben hayat olsam benden memnun olmazdım. Ben bile benden,kendi türümden memnun olamazken hayat nasıl olsun ki ? Bunları sormayı geçtim, bu karşılaştırmayı yapamayız bile. Bi'kere onun kadar sabırlı olamayız biz. Her gün güneş doğuyor mesela. Bize her gün,her sabah tekrar bir şans veriyor. Hemde hiç bıkmadan,usanmadan. Kendi entrikalarımız ile boyayıp,görmeyi reddettiğimiz bütün güzelliklerini bize her yeni gün sunmaya çalışıyor. Kendini düşünmeyen her varlığı, kendinden çok düşünüyor. Biz onu kirlettikçe, o bizi temizlemeye çalışıyor. Bizde bunca şeye rağmen hala "yaşamaktan nefret ediyorum, hayat çok iğrenç" diyebiliyoruz. Bence hayatın tek bir suçu var. O da bize her defasında yeniden fırsat vermek.


Bunca acının,derdin,sorunun,çözümsüzlüklerin,çıkmazların ve daha bin türlü negatifliğin üreticisi olarak ona buna bok atmayı bırakıp kendimize bir bakabilsek.. Belki mutlu mesut yaşarız bir gün. Hayat memnun,biz memnun... Ah ütopya ah. 


En azından bu yazıyı yazdığım süreç içerisinde, bana bunları idrak etmem için fırsat verdiğin için çok teşekkür ederim hayat. İnsanız sonuçta, elbet unutacağım bunları en kısa zamanda. Ama olsun ! Sen yine tek suçunu işlemeye devam et, bunları hatırlamamız için çabala yine. Belki bir gün unutmamak üzere hatırlarız güzelliklerini.. Bak yine senden suç işlemeni istiyorum. Ne beklerdin ki, bencilim işte... 


Çok sahiplenmeden, 
Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın,
Ucundan tutarak…
_____________________________________________

Bazen çok bilinmeyenli bir denklem; içinde sürüklenip kaybolup gittiğin, 
bazen de basitliği karşısında afallayıp, alaya alıp, küçümseyerek, "es" geçtiğin. Life's good.

Hayat/ta (u)mutlu olamayız bu gidişle- di mi Hayat ?

"Hayat çok acımasız" 'dan dem vururuz sürekli değil mi ? Dertler,sıkıntılar geldiği zaman hep üst üste gelir. Can yakar, umutsuzluğa yöneltir,yorar. Bizde Serdar Ortaç önderliğinde "Hayat beni neden yoruyorsun" diye sorar dururuz. Suçu hep hayata atarız. Yaşamak zor deriz. Çünkü kolay olan budur. Kendini, bizim savunabildiğimiz şekilde savunamayan bir şeye suç atmak en kolayıdır. Halbuki hiç düşünmeyiz, acımasız olan hayat mı yoksa bizler miyiz diye. Yormak,üzmek ve acı çektirmek konusunda,değil hayat, hiçbir şeyin insanlar kadar başarılı olabileceğini sanmıyorum. Nasıl bencil bir türüz ki yarattığımız onca karmaşanın suçunu , içinde bunca güzelliği barındıran bir mucizeye atabiliyoruz ? Sanki hayat bizden çok mu memnun ? Mesela ben hayat olsam benden memnun olmazdım. Ben bile benden,kendi türümden memnun olamazken hayat nasıl olsun ki ? Bunları sormayı geçtim, bu karşılaştırmayı yapamayız bile. Bi'kere onun kadar sabırlı olamayız biz. Her gün güneş doğuyor mesela. Bize her gün,her sabah tekrar bir şans veriyor. Hemde hiç bıkmadan,usanmadan. Kendi entrikalarımız ile boyayıp,görmeyi reddettiğimiz bütün güzelliklerini bize her yeni gün sunmaya çalışıyor. Kendini düşünmeyen her varlığı, kendinden çok düşünüyor. Biz onu kirlettikçe, o bizi temizlemeye çalışıyor. Bizde bunca şeye rağmen hala "yaşamaktan nefret ediyorum, hayat çok iğrenç" diyebiliyoruz. Bence hayatın tek bir suçu var. O da bize her defasında yeniden fırsat vermek.


Bunca acının,derdin,sorunun,çözümsüzlüklerin,çıkmazların ve daha bin türlü negatifliğin üreticisi olarak ona buna bok atmayı bırakıp kendimize bir bakabilsek.. Belki mutlu mesut yaşarız bir gün. Hayat memnun,biz memnun... Ah ütopya ah. 


En azından bu yazıyı yazdığım süreç içerisinde, bana bunları idrak etmem için fırsat verdiğin için çok teşekkür ederim hayat. İnsanız sonuçta, elbet unutacağım bunları en kısa zamanda. Ama olsun ! Sen yine tek suçunu işlemeye devam et, bunları hatırlamamız için çabala yine. Belki bir gün unutmamak üzere hatırlarız güzelliklerini.. Bak yine senden suç işlemeni istiyorum. Ne beklerdin ki, bencilim işte... 


Çok sahiplenmeden, 
Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın,
Ucundan tutarak…
_____________________________________________

Bazen çok bilinmeyenli bir denklem; içinde sürüklenip kaybolup gittiğin, 
bazen de basitliği karşısında afallayıp, alaya alıp, küçümseyerek, "es" geçtiğin. Life's good.