Aslında konu başlığında yazdığım şeye tam olarak katıldığım söylenemez. Gitmek kaçmak , kalmak terk edilmek değildir. Beklemenin de ölmek olduğunu söyleyebilmemiz için ne amaçla bekleme eylemi gerçekleştirildiğini bilmemiz gerekir. Ama çoğu zaman giden aslında terk edildiği için gider. Kalan onu zaten çoktan terk etmiştir.Giden, sadece birinin daha cesur olup bunu yapması gerektiği için gider. Hem kalıp hep terk edilmek, tam da burada bahsettiğim bekleyerek ölmeye eş değerdir. O zaman bu başlıkta " gitmek : terk edilmek, kalmak : kaçmak " olarak küçük bir değişiklik yapılabilir. Ama burada bahsetmek istemediğim farklı bir bakış açısına göre, yazdığım başlık gayet iyi ve beynimde yaşadığım olayları anlatıyor. Kalsın o yüzden. Anlatabildim umarım. Neyse.
Gerçekten ilham kaynağımın ne olduğunu bir türlü çözemedim. Çok fazla acı mı , orta dereceli acı mı, az acı mı , mutluluk mu,hiçlik mi ? Hepsini yaşadım fakat , hangisini yaşadığımda yazı yazabildim bir türlü çözemiyorum. Bu aralar hissiz olduğuma göre kesinlikle bu olamaz. Çok fazla acı ? Evet,belki. Aman neyse düşünmek istemiyorum şu an bunu. Sadece yazı yazabilmek,şiir yazabilmek ve şarkı yapabilmek istiyorum. Her istediğim tabi ki olmuyor fakat bu ara zaten hiç bir istediğim olmuyor. Bekleyeyim mi ? Mecburen. Ama çok sıkıldım. -Ama olsun bekle. - Ama gerçekten çok sıkıldım. + Ama bekle !
Neyse ki benim saçlarım siyah. Ok o zaman by ^^
"her vedanın ardında bir bekleyeni vardır kimsenin bilmediği
ve her gözyaşının altında bir dua
kimsenin duymadığı
çevir gökyüzüne başını
bakma arkana
gitmek gitmektir işte, hepsi bu !"
mutluluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mutluluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Haziran 2011 Çarşamba
14 Mayıs 2011 Cumartesi
- Düşünme dünü,düşlerle harcama bugünü ! Bırak kapatma güzel yarınların önünü -
İnsan neden mutlu olmaya cesaret edemez ? Belki alışkanlıklardan kaynaklanıyordur,belki de korkudan bilmiyorum. Henüz karar veremedim. Cevabı olmayan bazı sorulara vardır elbet ama bu sorunun bir cevabı olmalı. Mantıklı güzel bir cevabı kesinlikle olmalı. Ama bu cevabı kimin bildiğini bilmiyorum. Öğrendiğim an direk dalarım o şahısa,yapışırım yakasına :) Onu bunu bırakalım da asıl meseleye dönelim. Mutlu olmaya cesaret edememek. Evet ! Kesinlikle buna cesaret edemiyorum. Ne kadar salakça bir durum değil mi ? Bırak düşünme dünü,yarını. Geçmişi bir köşeye at,gelecek için endişelenme. Yaşa bugününü doya doya. Yapman gerekeni yap ve gerisini Allah'a havale et. Ama yok nerede bende o rahatlık. Nerede bende o disiplin,o irade. Gerçekten bilmiyorum ne yapmam gerektiğini. Aslında biliyorum da bilmiyorum işte. Bilmiyorum demeye neden bu kadar çok alıştım ve neden sürekli o kelimeyi kullanır oldum onu da bilmiyorum. Al işte bilmiyorum ! Çok klişe olacak ama gerçekten de ; " Tek bildiğim hiçbir şey bilmediğimdir " diyorum.
"Bir yanın kış,bir yanın yaz. Gündüzlerin sıcak , gecelerin ayaz. Bırak geçmişi,unut geleceği, yaşa bugünü , dök içini karanlıklara avaz avaz."
"Bir yanın kış,bir yanın yaz. Gündüzlerin sıcak , gecelerin ayaz. Bırak geçmişi,unut geleceği, yaşa bugünü , dök içini karanlıklara avaz avaz."
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

